|
| |
 |
| |
|
1982'de Çanakkale'de doğdu. Bir çok okulda ilk-orta ve lise eğitimini tamamladıkdan sonra, Atatürk Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Çevre Mühendisliği Bölümünden mezun oldu. Halen daha aktif mühendislik hayatına devam etmekte ve aynı zamanda Nirengi Kitap için görsel yönetmenlik ve yayın danışmanlığı görevini sürdürmektedir. |
| |
|
| |
|
 |
|
"Serdar Kaya, Türk 'eğitim' sisteminin nüfuz edip de köreltemediği nadir zihinlerden birine sahip. Ve dahası, hem siyasete hem de dünyaya doğru değerlerin içinden bakıyor. Yazdıklarına, tek kelimeyle, şapka çıkarıyorum."
Mustafa Akyol / Star gazetesi
"Hegel bizi 'öteki'yle tanıştıralı iki asırdan fazla oldu; Rimbaud 'Ben, bir başkasıdır' diyeli neredeyse bir buçuk asır; Arendt kötülüğün sıradanlığını tarif edeli yarım asrı geç |
|
|
| |
|
 |
|
Nirengi Kitap, Sinemasal'dan seçme yazıların birinci cildini kıvançla sunar.
İşte Türkiye'in en ağır sinema dergisinin birikimi: Daha önce yayımlanmamış, yayımlandığında ise çok bepenilen, aranan -büyük ihtimalle çevrede fotokopileri dolaşan- makaleleriyle şu an elinizde.
Fotokopi kalabalığı istemeyen, "elimin altında kitap olsun" diyen herkese...
|
|
|
| |
|
 |
|
Tıpta ‘ağrılı cinsel birleşme’yi tanımlamak için kullanılan disparöni, Kaya’nın romanında çok sayıda mecazi anlama bürünüyor. Disparöni, hep bekleyen bir kadınla hep arayan bir adamın, hep düşünen bir kadınla hep hareket eden bir adamın, hem birbirleriyle hem de hayatla kurdukları sancılı ilişkinin öyküsü. Bir yanda, toprağın altında gömülü antik uygarlıklar, diğer yanda, yanıp sönen parlak kamera ışıklarının ortasında yükselen bir Ortaçağ |
|
|
| |
|
 |
|
"Serdar Kaya, Türk 'eğitim' sisteminin nüfuz edip de köreltemediği nadir zihinlerden birine sahip. Ve dahası, hem siyasete hem de dünyaya doğru değerlerin içinden bakıyor. Yazdıklarına, tek kelimeyle, şapka çıkarıyorum."
Mustafa Akyol / Star gazetesi
"Hegel bizi 'öteki'yle tanıştıralı iki asırdan fazla oldu; Rimbaud 'Ben, bir başkasıdır' diyeli neredeyse bir buçuk asır; Arendt kötülüğün sıradanlığını tarif edeli yarım asrı geç |
|
|
| |
|
 |
|
Günümüz kültür kuramcılarının başında gelen Fredric Jameson’ın uzun süredir baskısı olmayan kitabı "Postmodernizm ya da Geç Kapitalizmin Kültürel Mantığı" gözden geçirilmiş yeni baskısıyla çıktı.
Jameson bu kitabında ideoloji, ekonomi, sinema, video, mimari ve edebiyat alanlarında yetkin çözümlemeler yaparak hem modernizmi hem de kitabın asıl konusu olan postmodernizmi tarihsel bir kesit içinde günümüze kadar getirerek inceliyor.
|
|
|
| |
|
 |
|
Yeni Kara Filmler sizi tekinsiz bir evrene götürüyor... Ama sadece tekinsiz değil.
“Bu denli karanlıkken dünya, onu aklayıp paklamaya çalışan filmlerden söz etmenin anlamı yoktur şüphesiz. Sinema tarihinin en uzun yaşayan türü olan film noir ve ardılları hayata, düzene ve geleceğe dair sosyolojik coğrafyalar olarak üzerinde düşünülmeyi hak ederler. İlk dönem kara filmlerinden, değişen toplumsal ve bireysel kimlik üzerine vurgu yapan modern kara fil |
|
|
| |
|
 |
|
tamam peki on bir eylül tamam peki usame
tamam peki müdahale tamam peki felluce
tamam peki chavez tamam peki kum mollaları
tamam peki eminem tamam peki hispanik
şimdi durup düşünelim şimdi kimyevi gübreden bomba yapmayı
ölmeseler bile üstleri başları anladınız mı espri anlayışı var adamların
süper heroları porno dükkanları yeşil kartları özkökleri çandarları
çandarlı halil paşa çıkarıp masanın üstüne |
|
|
| |
|
 |
|
Aslında 'fildişi kule' diye bir şey yok. Yazar eserini hazırlarken gündelik hayatla arasına mesafe koymak zorunda; ama bunu sanıldığı gibi herkese yukarıdan bakan, hayattan kopuk bir kulenin içinden değil, aksine, hayatla, insanlıkla, insanlığın acılarıyla özdeşleşen bir yerden yapıyor. Yazar, gündelik hayattan bahsediyor göründüğü zamanlarda bile, gündelik hayatın derinlerinde saklanan “gerçek hayat”la ilişki kuruyor aslında. Edebiyat da psikoloji de görü |
|
|
| |
|
 |
|
“Sinematografi bizimle konuşmaktadır, girift kontrpuanlar oluşturan bir çok sesle konuşmakta ve onu anlamamızı istemektedir.
Bu çalışma sinema dilinin sistemli, köklü bir biçimde betimlenişi, sinematografinin dilbilgisi değildir. Amacı yalnızca seyircileri, bir sinema dilinin varlığı düşüncesine alıştırmak ve bu alanda gözlemlerde bulunmalarını, düşünmelerini sağlayabilmektedir.
Dil alanında bildirinin sürecini içeriğinden, yani Na |
|
|
| |
|
|
|
|
|