Serdar Kaya, otoriter eğitimden, lider kültüne şanlı tarih propagandalarından kolektif kimlik oluşturma ve ötekileştirme stratejilerine kadar birçok farklı alanda Türkiye’de uygulanan toplumsal mühendislik projelerini çözümlüyor.
Darbeler, toplumsal kısıtlamalar, yasa ve yasaklarla birlikte Türk toplumunun sürekli gündeminde “toplum mühendisliği”. Geniş kitleleri kalıplar içine sokmak, herkesin aynı zihniyet kalıplarını kullanarak düşünmesini sağlamak üzerine geliştirilen toplumsal, eğitsel, psikolojik stratejilerin genel adı olarak toplum mühendisliği kitle veya zihin kontrolünü hedefleyen bir disiplindir.
Zihin kontrolü
Ancak toplum mühendisliğine konu olduğu şekliyle zihin kontrolü biyo-kimyasal işlemlerle değil, sosyal psikoloji ve sosyalizasyon süreçleriyle ilgilenir. İnsanların otorite, kurumlar ve diğer insanlar tarafından tektip düşünmeye nasıl sevk edilebilecekleri, hangi yöntem ve yordamlarla önceden belirlenmiş modele uygun hareket etme ve düşünmelerinin sağlanacağı konularını psikoloji ve sosyolojinin verileriyle irdeleyen Serdar Kaya, otorite, ulus-devlet ve moderniteyi baz alan yaklaşımların toplumsal mühendislik adına yaptıklarını Türkiye’den ve dünyadan çeşitli örnekler eşliğinde inceliyor.
Düşünmekten yoksun
Eğitim ve siyasi sosyalizasyon süreçlerinin insanların tektipleştirilmesinde, benzer şekillerde düşünmesinde, kalıp yargılarla davranmasındaki etkilerini araştırarak Türkiye’nin son 30 yılındaki tartışmalarda önemli yer tutmuş konulara da eğiliyor. Otoriter eğitimden, lider kültüne şanlı tarih propagandalarından kolektif kimlik oluşturma ve ötekileştirme stratejilerine kadar Türkiye’de uygulanan toplumsal mühendislik projelerini çözümlüyor. Fark etmediğimiz, hatta ‘eğitim şart!’ diye olumladığımız birçok sürecin nasıl toplumu türdeş, ‘imtiyazsız ve sınıfsız’ ama aynı zamanda ‘düşünmekten yoksun’ ya da antidemokratik düşünme biçimlerine yatkın hale getirme girişimlerine tekabül ettiğini ortaya koyuyor.
Kürtlerden Alevilere, gayrimüslimlerden Sünnilere on yıllardır Türkiye’de egemen resmi ideolojinin işlediği çeşitli insanlık suçlarının bu unsurların toplumsal hafızalarında tuttuğu yer ve onların kolektif kimliklerinin oluşumuna katkılarını hesaba katan Kaya, Türk toplumunun bir toplum olabilmesinin yolunun da biri popüler, diğeri yeraltına itilmiş çok sayıda fraksiyondan ibaret iki parçaya bölünmüşlükten kurtulmasıyla mümkün olduğunu vurguluyor |