Her yılın ilk yarısı şiir yıllıldarının yayımlanmavaktidir. Bu yılkiler de Şeref Bilsel ile Cenk Gündoğdu'nun hazırladığı 'Şiir Defteri'nin çıkmasıyla tamamlanmış oldu. 'Şiir Defteri'nin kapağında 2008 tarihi var; diğerlerinin kapağında ise, geleneğe uygun bir biçimde, 2007 denmiş.
Yıllıklann ansildopedik bölümler dışında az çokfarklı değerlendirme ve beğenilerle hazırlandığmı belirtmek herhalde gerekmiyordur. Belirgin özellikler konusunda ise şunları söyleyebilirim:
Şeref Bilsel- Cenk Gündoğduyıllığı ile Fergun Ozelli- Hayri K. Yetikyıllığı, diğerlerine göre daha kolektif ürünler. Çok sayıda yazardan görüş ve yazı alınmış. Hakan Arslanbenzer'in yillığında ise hazırlayıcısının eleştirel çalışması ve tavrı fazlasıyla öne çıkıyor.
Arslanbenzer yıllıklarının bu özelliği, bir olumlu, bir de olumsuz sonuç veriyor. Olumlu sonuç, son derece canlı bir eleştiri çabasıyla karşı karşıya olmamız ve bu çabanın, genel düzlemin yani sıra, şiirine yer verilen her şair için de gösterilmiş olması. Her şiirden önce, şairiyle ilgili kısa ama hatın sayılır eleştirel değinmeler okuyoruz bu yıllıkta. Olumsuz sonuç ise kendisini kitabın düzeninde ortaya koymalda birlikte, şiirin neliğiyle de ilgili. Bu noktanın üzerinde biraz durmaliyım.
Sınıflandırma-etiketleme
Arslanbenzer, yıllığına aldığı şiirleri diğer yıllıklar gibi şairlerinin doğum tarihine göre sıralamak yerine, kuşaklarve akımlar temelindeki özgün bir sınıf landırmaya göre, bölümler halinde düzenliyor: '1960 Kuşağı, Ara Kuşak, 1980 Kuşağı, Yeni Hece Şiiri, Neo- epik Şiir, Yeni Biçimci Şiir'. Herhangi bir kuşakya da alum adıyla anmak istemediği şairleri ise 'Bireyseller' başlıklı bir bölümde topluyor.
Arslanbenzer bu sınıflandırmayla ilgili gerekçelerini, sunuş yazısındatoplucave her bölümün girişinde de daha ayrmtıh bir biçimde sunuyor bize.
Bu tür sınıflandırma ya da adlandırmaların belirli yararları olduğunda kuşku yok. Ancak, hangi düzeyde uygulandıldarı belirleyici bir önem taşıyor.Arslanbenzer'inyıllığındaki gibi bütünün biçimlendirilmesinde kullanılması, şiirlerin tikelliğine zarar veriyor bence. Kuşakve alum adları birer etikete dönüşüyor. Şiirse etikete gelmeyen birşey. Smıflandırnıa / etiketleme işlemi, en genel düzeyde değil, ikincil düzeyde bir açıklama öğesi olarak kullanılmalı.
Arslanbenzer'in bölüm girişlerine yazdığı açıklamalar yalnızca genel sunuş ya da değerlendirme yazısının bir parçası olarak yer alsaydı, yazarın eleştiriye sıkı birer katkı niteliği
taşıyan kavramlaştırmalarının ve değerlendirmelerinin toplam katlusı aı-tacaktı.
Yinelenen olumsuzluklar
Yıllıklarda şiir sıralaması şairlerin yaşına göre yapıldığında ortaya lonca görünümü çıkıyorsa da, zamandizinsel bilgi vermesi açısından yeğlenebilecek bir yöntem.
Sıralama ilkesi olarak geriye yıllık hazırlayıcısının şiirlere verdiği değer ile, adlann alfabetik sırası kalıyor. Bu ikincisinin bazı editörlere fazla şematik görün- düğünü biliyorum. Birinci ilke, yani şiirlerin değerine göre yapılacak bir sıralanıa ise yıllığın ya da her tür şiir sıralamasının amacını hayli aşan bir değerlilik hiyerarşisi yaratma tehlikesi taşıyor.
Düzenleme açısından bir başka ortak olumsuzluk, yazı bölümleri en geniş olan yıllık- ların bile dizinsiz yayımlanması. Oysa antolojiler gibi yıllıklar da bir seferde ve baştan sona okunup bitirilen türden kitaplar değil, birerbaşvuru kaynağı; başvuru kayna]darınm vazgeçilmez özelliklerinden biri ise, kullanışlılık..
Buyıl birbaşka ortak olumsuzluk daha yinelenmiş durumda: Yıllıkların ayrılmaz bir parçasına dönüşen dışlayıcilık Bu yıl da baluyorsunuz, şiirlerinin benzeri olmayan bir şair, yıllıklarda kitabıyla var, şiiriyle yok... Neyse ki edebiyat tarihçilerinin tek kaynağı yıllıklar değil. |