manifesto diziler kitaplar yazarlar kategoriler arama iletişim
     
 
 
diziler
edebiyat
şiir
sinema
inceleme

yeni çıkanlar
BİR YADİGAR EJDER KİTABI - Erhan Tuncer
UZAYDA PİKNİK - Arkadi ve Boris Ştrugatski
KİRAZ MEVSİMİ ve SİNEMA BİLETİ - Hakan Savaş

çok satanlar
ENDOKTRİNASYON VE TÜRKİYE'DE TOPLUM MÜHENDİSLİĞİ - Serdar Kaya
POSTMODERNİZM - Fredric Jameson
YENİ KARA FİLMLER - Selda Tan Özdemir

yayın programı
NİRENGİ KİTAP'TAN ÇAĞRI> - TÜRK SİNEMASI ARAŞTIRMALARI
RETHINKING THE QUR'AN Towards a Humanistic Hermeneutic - Nasr Hamid Ebu Zeyd
READING THE BOSS: Interdisciplinary Approaches to the Works of Bruce Springsteen - Roxanne Harde (Editor), Duncan A. Campbell (Editor)

 
 

 
GERÇEK HAYAT, 2008-05-23

Hakan Arslanbenzer: "Şiire Bakalım, Tek Tek şiirlerin üzerimizdeki Etkisine.."

"Türk Şiiri 2007", senin 2005 yılından bu yana sürdürdüğün "Türk Şiiri" yıllıklarının bu seneki kitabı. Bir şair ve eleştirmen olarak sürdürdüğün bu saygıdeğer çabayla gerçekleştirmek, başarmak istediğin meseleyi soracağım öncelikle. Yani, başta Yapı Kredi yıllığı olmak üzere bir miktar yıllık, antoloji, seçki falan yayınlanır her yıl. Bunların nesini beğenmiyorsun da "Türk Şiiri 2005" ve "Türk Şiiri 2006"dan sonra "Türk Şiiri 2007" ile karşımızdasın?

Yıllıklarla ilgili metodolojik bir sıkıntı vardı. Yıllık editörleri neyi niye yaptıklarını, mesela yıllıklarına aldıkları şiirleri neye göre seçtiklerini, şiir ortamında olup bitenler hakkındaki fikirlerini, özellikle yeni ortaya çıkan gelişmeleri nasıl yorumladıklarını açık açık anlatmıyordu. Karanlık ve karartma, yıllık çıkaranların maksadı haline gelmiş gibi görünüyordu. Sanki şiirin gerçeğini sindirip onun yerine daha uyumlu, ideolojik olarak desteklenmeye daha uygun şiirimsileri ön plana çıkarmak için yıllıklar çıkıyor gibiydi. Bunu tespit edince de yeni bir yıllık çıkarmak farz oldu.

90'lı yılların sonunda başat tür olarak öykü, 2000'lerin başında roman çıkarıldı edebiyat ortamında (varsa böyle bir ortam tabii) birileri tarafından. Şimdi şiirin sırası mı? İnanıyor musun böyle ayrımlara?

Karartmanın bir şekli bu sadece. 90'larda da şimdi de, uzak geçmişte de başat tür şiirdir. Bu, kitap dergi satışlarıyla ilgili bir şey değil. Şiirin lider olmasıyla alakalı bir durum. Öyküde, romanda kimlik siyaseti son yıllarda tartışılıyor mesela. Şiirde ise yarım asırlık bir geçmişi var. Şiir başattır ve bu şiirin düşünsel çekirdeğinin gücünden kaynaklanır. Öykü, roman, sosyoloji hep arkadan gelirler.

Kitaptaki "Bireyseller" bölümünü dışarıda tutacak olursak, isimlendirmesini yaptığın 6 ayrı şiir hareketinden ve/veya kuşaktan bahsediyorsun. Bu da okura derli toplu bir Türk Şiiri fotoğrafı görme şansı veriyor. Gene de, "aspirin" isteyen okurlar adına sormak istiyorum. 2007'de Türk Şiiri'nde olan nedir? Türk Şiiri'nde ne oluyor? 2007'de seni en çok heyecanlandıran şiir, şair, olay nedir?

Aspririnlik şiir de vardır elbette, ama biz daha çok kafa yapana bakıyoruz. Bu anlamda Eren Safi, Hakan Kalkan ve Esma Toksoy'un ilk kitaplarını çıkarmış olmaları, yılın olayıydı. Ahmet Güntan'ın parçalı ham şiirlerini yayımlamaya devam etmesi usta şairlerin de şiirin nabzına katılabileceğinin göstergesiydi. Bunun dışında diyelim ki onu aşkın, yirmiden az iyi kalite şiir kitabı çıktı. Birçok dergide pek çok okunur, anlaşılır, tadına varılır şiir çıktı. Herkes yaptığı işi yapmaya devam etti; ama neo-epik ve yeni biçimci şiir için, Fayrap ve Heves dergileri için özellikle mutlu bir yılı idrak ettik diyebilirim.

"Şiir eleştirmeni", Türkiye'de pek rastlanan biri değil. Şiirin "öznel", "kişiye özgü", "kişiden kişiye tanımı değişebilir", adeta "muğlak bir alan" olarak ortaya konulması ile "nesnel ölçütlere dayanan" eleştirinin yan yana durması zor mudur? Şiir, öznel, kişiye özgü, muğlak bir hadise midir?

Tek bir kişiye özgü şiir olamaz. Öyle bir şiir olsa bile yazılıp yayımlanmasına ne gerek var? Şiir doğuş anı veya atmosferi itibariyle söylediğin şeylerden beslenebilir. Ama şiirin nihai ifadesi (ki şiir dediğimizde özellikle bunu kastediyoruz) birden çok insanın alımlamasına ve anlamasına açık olmak zorunda. Böyle olunca da anlam kolektifleşir, giderek toplumsallaşır. Ve eleştiri için gereken mesafe ortaya çıkar. Şair belki çok fazla kişisel bir nedenle bir şey söylüyordur ama bunu Türkçe söylediği, hepimizin veya hiç değilse birçoğumuzun anlayabileceği bir dille söylediği için şiirin arkasındaki kişisel gerekçelerin bir önemi kalmaz. O şiiri anlam temsil etmeye başlar. Bütün şiirin tanımı teorik bir sorundur ama tek tek şiire baktığımızda üzerinde uzlaşabileceğimiz birçok şey olduğunu görürüz. Bir anlamda tümevarımsal düşünmeyi öneriyorum. İnsanlar şiir okumadan şudur budur diye konuşmaya eğilimliler bugün. Şiire bakmak lazım.
"Türk Şiiri 2007"de yıllığa aldığın şairler kadar, ortalama bir yıllıkta görmeye zaten alışık olduğumuz bir sürü ismi dışarıda bırakmış olman da dikkat çekici. Fazıl Hüsnü, Cahit Koytak, Baki Ayhan T., Şeref Bilsel, Alper Gencer; benim ilk aklıma gelen isimler, almadıkların arasında. Niçin? Yani şu: Bu isimleri yıllığa alsan kimse sana "Arslanbenzer bu isimleri niçin yıllığa almış" demeyecek. Diğer yandan 16 yaşındaki bir şair adayını, Murat Şahin'i alıyorsun mesela yıllığa. Yani, yıllığa seçtiğin isimleri nasıl ve neye göre seçtiğini de sormak istiyorum.
Şimdi, benim bir isim listem yok. Her sene aynı şairlerin şiirlerine yer verme zorunluluğundan kurtarıyor bu beni. Çünkü az önce de dediğim gibi, tek tek şiire dikkat çekmeye çalışıyorum. Dağlarca'nın veya Cahit Koytak'ın bu sene yıllıkta görünmemesi pek önemli değil yani. Onların öneminden bir şey azaltmaz bu durum. Ama 2007 performansları konusunda bir şey söyler belki. İşte sözünü ettiğin genç arkadaş o tek şiiriyle 2007'de daha çok görünmeyi hakkediyor, bana sorulursa. Şiir alanı bir sınanma alanı, usta şairler için de. Dağlarca'ya binlerce övgü düzebiliriz mesela. Neresinden baksan önemsenmeyecek bir şair değildir. Ama bugünkü şiirin nabzına ne kadar katkısı var? Yani, Türk Şiiri 2007'de nabzı atan ve henüz sınanmakta olan şiirlere yer vermeyi tercih ettim. 2005 ve 2006 yıllıklarını da asıl belirleyen buydu. Tekrar söylüyorum, şiire bakalım, tek tek şiirlerin üzerimizdeki etkisine..

Özel bir ismi, Mustafa Çalışkan'ı soracağım son olarak. Heyecan verici bir şiiriyle yer alıyor Çalışkan yıllıkta. Neo-epik tartışmasını başlatan, neo-epiği tarif eden, ihata eden bir isim olarak soruyorum sana. Böyle şairlerle karşılaşmak seni de hala benim kadar heyecanlandırıyor mu? Yoksa zaten bu heyecan için mi var "Türk Şiiri 2007"?

Heyecan belki benim için uygun kelime değil. Ben heyecanlarımızı ezmekten yanayım. Şiir sıcakkanlı bir uğraş ama gene de bir zanaat, yani soğuk bir ustalık gerektiriyor. Mesela Mustafa Çalışkan'ın şiirinin, kırık dökük taraflarına rağmen şair kendi heyecanlarına karşı az çok soğukkanlı durabildiği için özellikle dikkatimi çektiğini söylemem lazım. Türk Şiiri 2007 elbette yeni şiir ve yeni şairle karşılaşmak için bir vasıtadır da aynı zamanda. Mustafa Çalışkan da yeni bir isim, şiire de öyle. Ama zaman tanımak lazım, son sözü söylemek için. Bakalım gelecek yıllar Mustafa Çalışkan gibi yeni isimlere ne getirecek, onlar şiirimize ne getirebilecek? Geçen zaman içinde yıllığın bunun özel ortamı olmasını istiyorum. Bunu önceden kestirmek zor ama on yıl sonra olacakların bazı ipuçlarının Türk Şiiri yıllığının her cildinde parça parça ortaya çıktığını düşünüyorum.

Son dedim; ama şunu da sormadan bitirmeyeyim. 2010 yılında Arslanbenzer'den "Türk Şiiri 2000 - 2010" isimli bir "on yıllık" okuyacak mıyız? Fotoğrafı panaromik hale getirme niyetin var mı? Hayatta başarılar dilemek istediğin birileri, "kış kış" demek istediklerin, "bizi bu metinlerle mi şiir yazdığına ikna etmeye çalışıyorsun" diyeceklerin. Nedir yani?

2010 mu olur bilmiyorum ama aklımda böyle bir dekad çalışması yok değil. Ben daha çok yıllığın onuncu cildini on yıllık bir seçme olarak düşünmüştüm. Belki sayfa sayısı daha fazla, daha uzun eleştirel çözümlemeler içeren, belki başka eleştirmenlerin katkılarını da içeren bir dekad, bir onyıllık. Bu da daha geniş, tam anlamıyla bir panorama olacak haliyle. Ak saç kara saç belli olacak biraz. Bakalım...

 
 
 
   
İLGİLİ KİTAPLAR

Farkında mısınız? Hakan Arslanbenzer'in iki yıldır çıkardığı şiir yıllıkları Türk şiirinin damarlarını açıyor.
Arslanbenzer, bu üçüncü yılda da aynı heyecan ve kararlılıkla yoluna devam ediyor. Bu büyük yol, büyük Türk şiirine gidiyor.

devamı...
   
İLGİLİ KİŞİLER

Hakan Arslanbenzer

Şair, eleştirmen, editör, çevirmen. 1971 Kars doğumlu. Ankara Atatürk Anadolu (1990) ve İstanbul İngilizce Öğretmenliği (2006) mezunu.

Matbu uğrakları, Dergah, Şehrengiz, Atlılar, Huruç, Kılavuz ve Fayrap. Şehrengiz (1997), Atlılar (2000-2005) ve Fayrap'ın genel yayın yönetmeni.

Neo-epik şiir görüşünü ortaya attı. Bunun verimleri olarak; Reis'in Kara Merhemi (1997, Dergah Yayınları), Şehidet'in Erken Günlerini Anarak (1998, Dergah Yay.) ve Namus ve Başka Şiir

devamı...
   
 
kategoriler
bilimkurgu
din
felsefe
göstergebilim
kadın çalışmaları
edebiyat
| tüm kategoriler
 

eleştiri / tanıtım
ÜÇÜNCÜ ADAMLARA SELAM OLSUN!
2014-11-09
“SİNEMA BİR GEÇİŞ DÖNEMİ YAŞIYOR”
2013-02-01
MANDALİNA KABUĞUNUN KOKUSU FİLM ELEŞTİRİSİ İÇİN ÖLÇÜT OLUR MU?
2013-02-01
YÜZEYDEN DERİNE: FİLDİŞİ KUYU ÜZERİNE
2012-08-02
KARA FİLMLER, MODERN DÜNYANIN DERİN GÖLGELERİ
2012-07-02
FİLDİŞİ KULE DEĞİL, FİLDİŞİ KUYU!
2012-07-02