manifesto diziler kitaplar yazarlar kategoriler arama iletişim
     
 
 
diziler
edebiyat
şiir
sinema
inceleme

yeni çıkanlar
BİR YADİGAR EJDER KİTABI - Erhan Tuncer
UZAYDA PİKNİK - Arkadi ve Boris Ştrugatski
KİRAZ MEVSİMİ ve SİNEMA BİLETİ - Hakan Savaş

çok satanlar
ENDOKTRİNASYON VE TÜRKİYE'DE TOPLUM MÜHENDİSLİĞİ - Serdar Kaya
POSTMODERNİZM - Fredric Jameson
YENİ KARA FİLMLER - Selda Tan Özdemir

yayın programı
NİRENGİ KİTAP'TAN ÇAĞRI> - TÜRK SİNEMASI ARAŞTIRMALARI
RETHINKING THE QUR'AN Towards a Humanistic Hermeneutic - Nasr Hamid Ebu Zeyd
READING THE BOSS: Interdisciplinary Approaches to the Works of Bruce Springsteen - Roxanne Harde (Editor), Duncan A. Campbell (Editor)

 

RETHINKING THE QUR'AN Towards a Humanistic Hermeneutic
Nasr Hamid Ebu Zeyd

CONTENTS
Introduction 7
1- The Qur’ân as ‘Discourse’ 9
2- The Qur’ân versus the Mushaf: the spoken and the silent 10
3- The ‘Text’ Reconstructed and Manipulated 14
4- Polyphonic not Monophonic, Who Speaks and Who Listens? 18
5- Dialogue 22
6- Negotiation 27
7- Deconstructing Sharî`a 35
8- The Challenge of Modernity: confusing context 37
9- Rethinking Tradition 42
10- Rethinking Consensus: the emergence of new `ulamâ’ 44
11- Rethinking Sunna, hadith criticism: the emergence of new exegesis 48
12- Rethinking Qur’ân 53
Conclusion 62


TAKDİM


Olumlu ya da olumsuz, dünya çoktandır, hiç bir kültürün bağımsız ve dışa kapalı bir şekilde hayatta kalamayacağı bir köye dönüşmüş durumda. Kültürler uzlaşmak, alış verişte bulunmak, ödünç almak ve vermek durumundalar ki bu çağdaş kürselleşme bağlamında icat edilmiş bir şey değil. Dünya kültür tarihinin bize söylediğine göre, medeniyet Yunanistan’a geçmeden önce, muhtemelen siyah Afrika civarında, günümüz Mısır ya da Irak’ında nehir havzalarında doğup, sonra tekrar Helenizm kılığında Orta Doğu’ya döndü. İslam’ın yükselişiyle de, Hellenizmin yanında Hint ve İran kültüründen unsurları da özümseyip yeniden inşa ederek İspanya ve Sicilya yoluyla Yeni Batı dünyasına aktaran yeni bir kültür doğdu.
Burada Latin dünyasında Averroes olarak bilinen İbn-i Rüşd’ü ve onun eserlerinin Aristocu ve İslami gelenekleri sentezleyip Avrupa karanlık çağına aktarışının ne kadar elzem olduğunu zikretmem gerekir mi?
Fırsattan istifade ederek, Sokrates Humanist Vakfına, Humanist Kalkınma Teşkliatına, HIVOS’a ve Latince Averroes yerine İbn-i Rüşd adı altında bir İslam ve Hünamizm kürsüsü kurmak gibi önemli bir girişimde bulundukları için Humanistics Universitesi Mütevelli heyetine şükranlarımı sunuyorum. Kürsüye geçen ilk ilim adamı olmaktan şeref duyuyorum ve İbn-i Rüşd’ün izinden giderek sadece bugünkü konuşma ile kalmayıp, İslam ve Humanizm arasında sağlam köprüler kurulmasına katkıda bulunacağımı ümit ediyorum.
Neden Müslümanların Kur’an’ı yeniden düşünmesi bugün bu kadar hayati bir önem arzediyor? Batıda mevcut 11 Eylül sonrası İslamofobinin ve ardından İslam’ı radikal, şiddet yanlısı ve dışlayıcı bir konuma indirgeyen, Müslüman ve gayri Müslim dünyanın heryerinde gerçekleşen terörist faaliyetlerin yanında vurgulanması gereken şey Kur’an’ı yeniden düşünemeye davetin genelde Müslümanlar ve özelde Avrupada yaşayan Müslümanlar için lüzumudur. Ben burada kendime misyonerce bir vazife biçip belirli bir İslam anlayışı formüle etmek için değil, sadece hermenötik duruşumu konumlandırmak için bulunuyorum.
Müslüman dünyasında geleneğin yeniden düşünülmesi ve Kur’an‘ın manasının tartışılması süreci 18inci yüzyıldan beri devam etmekte. Sadece bu yeniden düşünme sürecinin devamını değil, sürecin Müslümanların nerede olurlarsa olsunlar, yaşadıkları hayatın anlamının tartışılmasında aktif bir rol alabilecekleri inşa edici bir metoda doğru ilerletilmesini savunacağım.
2000 yılında, Leiden üniversitesinde kürsü küratörlüğünce, Cleveringa Hukuk, Özgürlük ve Sorumluluk ve hususiyetle de Din ve Vicdan Özgürlüğü kürsüsüyle müşerref kılındım. Tam üç buçuk sene önce, 27 Kasım 2000 tarihindeki açılış konuşmamda, İlah ve İnsan iletişiminin bir mekanı olarak Kur’an kavramını öne sürmüştüm. “Ku’an: Tanrı ve İnsanın İletişimi” başlığı altında, Kur’ani ilimler olarak bilinen (Arapça’da ulûm-ül Kur’ân) klasik disiplinlerden özellikle de Kur’an’ın tabiatı, tarihi ve yapısı ile ilgilenen ilimlerin bazı temel varsayımlarını yeniden okumaya ve yeniden yorumlamaya teşebbüs etmiştim.
Bu yeniden okuma ve yorumlama teşebbüsümde, Müslüman dünyasında geleneksel Kur’an çalışmalarında genellikle uygulanmayan ve takdir de edilmeyen, semantik, semiyotik, tarihsel eleştiri ve hermenötik gibi bazı metodoljik araçları kullandım. Analizimde vahyin Dikey boyutuna yani neticesine Kur’an’ı ortaya çıkaran, Peygamber ve Tanrı arasındaki iletişime odaklandım. 20 yıldan fazla bir süre tutan bu dikey iletişim, bir söylemler (ayetler, pasajlar ve kısa bölümler şeklinde olmak üzere) yığını üretmişti ve bu söylemlerin kronolojik bir sırası vardı.
Kitabı son haliyle mushaf olarak ortaya çıkaran kanonlaşma sürecinde bu kronolojik sıra muhafaza edilmedi ve şimdi okuma sırası olarak bilinen sırayla ikame edilerek, kronolojik sıra “decadence” sırası olarak bilinegeldi. Ortodoks görüşe göre, Kur’an başından itibaren sözlü olarak mükemmel bir şekilde muhafaza edilmiş ve Muhammed’in yaşamı esnasında veya kısa süre sonra Ashabı tarafından toplanıp düzenlendiğinde de yazıya geçirilmiştir. Harekesiz nihai metnin üçüncü halife Osman’ın hilafeti zamanında (644-656), ve nihai harekeli metnin de 4./10. yüzılın başlarında teşekkül ettiğine inanılır. Ortodoks görüşe kayıtsız şartsız tabi olsak dahi, erken dönem düzenlemeleri ve sonradan, mevcut harekesiz mushafa harekelerin uygulanmasını getiren, kanonlaşma sürecine içkin insani boyutu teslim etmemiz elzemdir.
Bugün, Kur’an’ın insani boyutu üzerine tezimi bir adım ileri taşıyarak, kitabın dikey boyutundan Yatay boyutuna geçmeyi arzu ediyorum. Yatay boyuttan kastım, kanonlaşma süreci ya da bazı alimlerin Peygamberin mesajı tedrici olarak ilanı olarak teşhis ettiği süreç ya da M. Arkoun’a göre mesajın “tefsir külliyatı” üzerinden yayılması değil; bunlardan daha başka bir şey. Kasstettiğim şey, Kur’an’ın yapısında mevcut ve iletişim sürecine de içkin olan yatay boyut. Bu yatay boyut ancak kavramsal çerçevemizi bir ‘metin’ olarak Kur’an’dan, ‘söylem’ olarak Kur’an’a kaydırırsak farkedilebilir.
 
   
 
kategoriler
bilimkurgu
din
felsefe
göstergebilim
kadın çalışmaları
edebiyat
| tüm kategoriler
 

eleştiri / tanıtım
ÜÇÜNCÜ ADAMLARA SELAM OLSUN!
2014-11-09
“SİNEMA BİR GEÇİŞ DÖNEMİ YAŞIYOR”
2013-02-01
MANDALİNA KABUĞUNUN KOKUSU FİLM ELEŞTİRİSİ İÇİN ÖLÇÜT OLUR MU?
2013-02-01
YÜZEYDEN DERİNE: FİLDİŞİ KUYU ÜZERİNE
2012-08-02
KARA FİLMLER, MODERN DÜNYANIN DERİN GÖLGELERİ
2012-07-02
FİLDİŞİ KULE DEĞİL, FİLDİŞİ KUYU!
2012-07-02